ziyaretçiler:638
görüşler:0

5 Zilhicce, Hicri 1433

 
İran İslam İnkılâbı RehberiAyetullah Uzma Hamenei'nin Hâc Mesajı1433– 2012
Bismillahirrahmanirrahim
Hamd âlemlerin Rabbi Allah içindir, salat ve selam Büyük Elçisine ve onun Pâk Ehl-i Beytine ve Seçkin Ashabına olsun.
Yine hac mevsimi, bereket ve rahmetle gelmiş, saadet ehlinden bir kesim, bu nurlu buluşma noktasında bir araya toplanmış ve ilahi feyze mazhar olmuşlardır. Zaman ve mekan burada, insanları, manevi yücelişe doğru çağırmaktadır. Bura öyle bir yer ki müslümanlar gönül ve dilleriyel Yüce Allah’ın kurtuluş ve felah çağrısına “lebbeyk” demekteler.
Herkes bu mukaddes amel sayesinde, kardeşlik, beraberlik ve takva alıştırması için yeterli bir fırsat bulmaktadır. Bu fariza, bir eğitim ve öğretim kampı ve İslam ümmetinin birlik ve azametinin simgesidir. Burası, Şeytan ve tağutla mücadele meydanıdır. Hikmet ve güç sahibi olan Allah, bu beldeyi müminlerin kendi çıkarlarını muşahede etme yeri kılmıştır. Basiret gözüyle bakılırsa bu ilahi vâdenin bizim bütün ferdi ve toplumsal hayatımızı kapsadığına şahit oluruz. Hac amellerinin özelliği, dünya ve ahireti; ferdi ve toplumsal hayatı bir arada kuşatmasıdır.
Muazzam ve mühteşem Ka’be, cisimlerin ve gönüllerin kalıcı bir eksen etrafında dönüşü, bir başlangıç ve bitiş noktasında sürekli ve düzenli çaba ve sa’y, Arafat ve Maş’ar’ın kıyamet örneği sahalarına göç etme, bu büyük mahşerde kalpleri yenileyen ve cila veren hal ve durum, şeytanın simgesiyle mücadele etmek için toplu hareket ve bir çok sırları içeren bu merasimlerde her kesin birlikte olması bu derin manalı farizanın özelliklerinden sayılır.
Bu mühteşem merasim, kalplerle Allah’ın yadı arasında bağ kurar, kalbi takva ve iman nuru ile aydınlatır, kişiyi benlik hisarından çıkarır ve İslam ümmetinin çeşitlilik gösteren topluluğunda eritir. Bir yandan günahın zehirli oklarına karşı canını koruyan takva elbisesini ona giydirir, diğer yandan şeytanlara hücum etme ve tağutlara karşı koyma cesaretini ona verir. İşte bu vesileyle hacı adayı hem İslam ümmetinin güç ve kapsayıcılığını görmekte, ümmetin kapasitesinden haberdar olmakta, hem de geleceğe ümit beslemekte; bu da onun ileriye yönelik daha etkin bir rol üstlenmesini sağlamaktadır. Eğer ilahi yardım ve lütufa mazhar olursa, bu fırsattan yararlanarak Yüce Peygamber’le biatini ve İslam’a karşı ahdini yeniler, kendi nefsini ve ümmeti ıslah etmek ve İslam’ın kelimesini yüceltmek için sağlam bir azim kalbinde oluşturur. Bunların her ikisi - yani hem kendini ıslah etmek hem de ümmeti ıslah etmek - asla göz ardı edilemeyecek yükümlülüklerdir. Bu hedefler doğrultusunda gerekli çözüm yollarını bulmak için, dini görevler hakkında derinleşmek akıl ve basiretten yararlanmak gerekir ve bu tefekkür sahibi kimseler için zor değildir.
Kendini ıslah, şeytani heveslerle savaşmak ve günahla mücade etmekle başlar ve ümmetin ıslahı, düşmanı ve onun planlarını tanımaya ve onun oyunlarını, darbelerini etkisiz hale getirmeye, sonra müslüman milletlerin kalp ve dillerinin arasında beraberlik ve uyum sağlanmasına bağlıdır.
Şu dönemde, İslam dünyasının takdiriyle ilişkili olan en önemli sorunlardan biri, Kuzey Afrika ve bölgede meydana gelen inkılabi hadiselerdir. Bu hadiseler sonucu, Amerika’ya boyun eğen Siyonizm’le iyi ilişkileri olan bir takım rejimler yıkılmış ve bu türden diğer bazı rejimler de sarsılmışlardır. Eğer müslümanlar bu büyük fırsatı elden çıkarır ve İslam ümmetinin ıslahı için bundan yararlanmazlarsa çok büyük bir husrana uğrarlar. Bugün mütecaviz müstekbir güçler bütün imkanlarıyla bu büyük İslami hareketi saptırmak için çaba göstermekteler.
Bu büyük kıyamlarda, kadın erkek bütün müslümanlar, yöneticilerin istibdadı ve zülmü karşısında kıyam etmiş, müslümanların tahkirine ve cinayetci siyonist rejimle uzlaşmaya yol açan Amerika’nın tasallutuna son verilmesini haykırmış, bu ölüm kalım mücadelesinde kendi kurtuluşlarının İslam’ın emirlerine bağlılıkta olduğunu yüksek sesle feryat etmişlerdir. Yine onlar Filistin’in mazlum halkını savunmayı ve Gasıp Rejim’le mücadeleyi isteklerinin ilk sırasına yerleştirmiş, Müslüman milletlere dostluk ellerini uzatarak İslam ümmetinin birliğini talep etmişlerdir.
Bunlar son iki yılda hürriyet ve ıslah bayraklarını taşıyan ve inkılap meydanlarında bütün varlıklarıyla toplanan kıyamların temel ilkeleri sayılır ve bu ilkeler İslam ümmetinin ıslahının temellerini sağlamlaştıran unsurlardır. Bu ilkelerden taviz verilmemesi bu kıyamların son zaferini sağlayan en önemli şarttır.
Düşman, bu temelleri sarsmak istemektedir. Amerika, Nato ve Siyonizmin kolları bir takım gafletlerden ve yüzeyselliklerden yararlanarak müslüman gençlerin coşkulu hareketlerini saptırmak ve onları İslam adına birbirleriyle uğraşmaya sevketmektedirler. Sömürgecilik ve Siyonizme karşı cihadı İslam dünyasının cadde ve sokaklarındaki kör ve hedefsiz terörizme dönüştürmeye çalışmaktadırlar.
Onlar müslümanları birbirlerinin kanını dökmeğe sevk ederk İslam düşmanlarını içinde bulundukları bu çıkmazdan kurtarmak ve İslam mücahitlerine iğrenç ve kerih bir görünüm vermek istemekteler.
Onlar İslam’ı ve İslami sloganlarını devre dışı bırakmaktan ümit kesince, şimdi İslami fırkalar arasında fitne çıkarmak ve Şia-fobia veya Sünni-fobia komplosuyla İslam ümmetinin birliği konusunda engeller oluşturmaktadırlar.
Onlar bölgedeki uşakları vasıtasıyla Suriye’de buhran yaratıyor, böylece milletlerin kendi ülkelerinin içinde bulunduğu sorunlardan ve onları çevreleyen tehlikelerden dikkatlerini dağıtmak ve bilerek oluşturdukları kanlı maceraya yönelmelerini sağlamak istiyorlar. Suriye’deki iç savaş ve bu ülkenin müslüman gençlerinin birbirlerini kıyımı; Amerika, Siyonizm ve onlara boyun eğen ülkeler aracılığı ile başlatılmış ve körüklenmektedir. Kim kabul edebilir ki dün Mısır’da, Tunus’ta ve Libya’daki diktatörleri destekleyen ülkeler, şimdi birden bire Suriye halkının demokrasi özleminin yanlısı kesilmişler! Suriye olayı gerçekte son otuz yılda tek başına Gasıp Siyonistler karşısında direnen ve Filistin ve Lübnan’daki direniş gruplarını destekleyen bir devletten intikam alma çabasıdır.
Biz, Suriye milletinin yanlısı ve bu ülkede her türlü yabancı tahrik ve müdaheleye karşıyız. Bu ülkede her türlü ıslah, sadece bu ülkenin kendi milleti ve tamamen milli yöntemlerle gerçekleşmelidir. Uluslar arası sultacılar, emirlerindeki bölge ülkelerinin yardımıyla bir ülkede gerginlik yaratıp ve sonra bu gerginliği bahane ederek bu ülkede her türlü cinayeti işlemeğe kendilerini yetkili görmeleri ciddi bir tehlikedir, eğer bölge ülkeleri bu tehlikeyi dikkate almazlarsa bu emperyalist oyunda, kendi sıralarının da gelmesini beklemelidirler.
Değerli Kardeşler! Hac mevsimi, İslam dünyasının önemli meseleri hakkında düşünme fırsatını bize vermektedir. Bölge inkılaplarının takdiri ve azgın güçlerin bu inkılapları saptırmak için çabaları bu meseleler arasında yer alır; müslümanlar arasında ihtilaf çıkarmak konusundaki haince pilanlar, kıyam etmiş ülkelerle İslam Cumhuriyeti arasında su-i zan atmosferi oluşturmak, Filistin sorunu ve mücadelecilerini sahneden çıkarmak ve Filistin cıhadını söndürmeye çalışmak, Batılı ülkelerin İslam aleyhindeki propagandaları ve Peygamber’e hakaret edenleri savunmaları, Müslüman ülkelerde iç savaş çıkarmaya çalışmak ve bazı müslüman ülkelerin bölünmesi için zemin hazırlamak, İnkılapçı hükümet ve milletleri Batı sultacılarına karşı gelmekten korkutmak, geleceklerinin bu sultacılara boyun eğmeğe bağlı olduğu kuruntusunu yaymak ve buna benzer diğer bir takım sorunlar hac fırsatında siz hacılar arasında oluşan kardeşlik ve gönül birliği sayesinde üzerinde derince düşünülmesi gereken önemli konular arasındadır.
Şüphesiz Yüce Allah, hidayet ve inayeti ile, çaba gösteren müminlere güvenli ve selamet yollarını gösterecektir.
“Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri, elbette yollarımıza iletiriz..” (Ankebut: 69)
Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh

Seyyid Ali Hamenei
5 Zilhicce 1433