Kerbala’yı Tahrif Çabaları ve Bir Uyduruk Efsane

Yayın tarihi:04/09/1393
İmam Hüseyin (aleyhisselam) 300 bin kişi öldürmüş olsa fazileti artmaz, az öldürmüş olsa fazileti azalmaz. Bu efsanelere ne gerek var.
Allah’ın adıyla
 
(Bir Dostun Aşırı Israrı Üzerine Kaleme Alınmıştır)
 
Bugün bir dostum bana Kerbela’da Yezit askerlerinin bir milyon altı yüz bin olduğunu, İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) Kerbela’da 300 bin kişi, Hz. Ebul Fazl Abbas’ın ise 25 bin kişi öldürdüğünü işittiğini ve bunun aslının olup olmadığını şahsıma sordu. Anlattım. Bu anlattıklarımı ısrarla yazmamı rica etti. Dostumun ısrarı üzerine kaleme alma gereği duydum.
 
İnsanlık ve İslam tarihinde Kerbela vakası, çok büyük toplumsal bir olaydır. Kan ile yazılan bu destanın bizim eğitimimizde, ahlâk ve hareketlerimizde büyük ve olumlu etkileri vardır. Bu olay öylesine büyük bir hadisedir ki, ömrümüzden binlerce saati o hadise ile ilgili konuları dinlemeye ve okumaya ayırmaktayız. Bu hadise eksiltilip, arttırılmadan olduğu gibi açıklanmalı ve Ehlibeytin siyresinde olduğu gibi yaşatılmalı ve matem etkinlikleri yapılmalıdır. Eğer bizler az bir miktarda olsa müdahale ve tasarrufta bulunacak olursak ve matem merasimlerinin içerisine mektebe zarar verecek şeyleri sokacak olursak hakikati saptırır, dolayısıyla da bu hadiseden yararlanmak yerine kesinlikle zarar vermiş oluruz.
 
Aşûra vakasının sonrasında, bu berrak destanı yozlaştırmak isteyen garazlı Ehlibeyt düşmanları bilerek ve cahil Ehlibeyt dostları da farkında olmadan hem Kerbela’nın anlatım konularına ve hem de matemlerin yapılış tarzına birçok hurafe ve tahrif sokmuşlardır. Matemler içerisine sokulan hurafeler ve anlatılan efsaneler konunun aslı ile uyum içerisinde olmadığı gibi, hadisenin özünü de saptırır ve böylelikle muhataplarını Kerbela’nın hayat dolu mesaj ve derslerinden uzaklaştırır.
 
Akıl ve aşk kıyamı Kerbela hadisesinin içerisine sokulan efsanelerden bir tanesi Yezit mel’ununun askerlerinin sayısı ile imam Hüseyin’in (aleyhisselam) ve Ebulfazl Abbas’ın (aleyhisselam) katletmiş olduklarının sayısı hakkındadır.
 
Bu efsanelerin genelde kaynağı Molla Ağa Derbendi’nin kaleme almış olduğu “Esrar-üş Şehadet” adlı kitaptır. Bu kitapta Ömer Saad’ın komutasında 600 bini atlı bir milyonu piyade toplam bir milyon altı yüz bin (1.600000) asker olduğu ve bunların tamamının Kufe’li olduğu yazılmıştır.
 
Şimdi bu rakamı tahlil edelim: Kerbela hadisesi gerçekleştiği zaman yeni bir şehir olan Kufe şehrinin 35 yıllık geçmişi vardı. O gün Kufe şehrinin nüfusu 100 bin civarındaydı. Hal böyleyken bir milyon altı yüz bin rakamının aslı yoktur ve efsanedir.
 
Merhum Derbendi “Esrar-üş Şehadet” adlı kitabında İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) eli ile üç yüz bin kişinin öldürüldüğünü yazmıştır.
 
Öncelikle sormak gerekir; İmam Hüseyin (aleyhisselam) bu üç yüz bin kişiyi imamet gücü ile mi öldürmüştür yoksa tabii ve normal gücü ile mi öldürmüştür? Eğer imamet gücü ile öldürmüş ise oradakilerin tamamını da öldürebilirdi, neden sadece üç yüz bin kişiyi öldürdü de tamamını öldürmedi. Eğer tabii ve normal gücü ile öldürmüş ise bu da asla mümkün değildir. Zira İmam Hüseyin (aleyhisselam) saniyede bir kişi öldürmüş olsa 83 saat 20 dakika eder. Yani yaklaşık üç gece, gündüz on bir saat yirmi dakika eder. Bu rakamların bir gün ile bağdaşamayacağını anladıklarında Aşura gününün 24 saat gibi normal bir gün olmadığını 70 saate uzatıldığını söylemişlerdir.
 
Hz. Ebulfazl Abbas’ın 25 bin kişi öldürdüğünü zikretmiştir merhum Derbendi. Saniyede bir kişi öldürmüş olsa bu da yaklaşık altı saat 50 dakika eder.
 
Söylendiği gibi, eğer imam Hüseyin (aleyhisselam) 300 bin kişi öldürdü ise bu üç yüz bin içerisinde Ömer Saad, Hermele, Şimr gibi başı çekenler neden yoktur acaba?!
 
Merhum Muhaddisi Nuri “Lülu ve Mercan” adlı eserinde bunların tamamının efsane olduğunu vurguluyor ve bunları eleştirerek reddediyor.
 
Birçok efsaneyi nakleden “Esrar-üş Şehadet” kitabının yazarı Merhum Derbendi kimdir? Merhum Derbendi’nin kendisi çok mümin, muttaki, salih ve alim olan bir Ehlibeyt şiasıdır. Bunda şia alimleri arasında ittifak vardır. Merhum Muhaddisi Nuri Merhum Derbendi’nin kitabını eleştirmiştir ama kendisi hakkında iyi bir şahıstır demiştir. İmam Hüseyin’e aşık birisiydi. İmamın adını işittiği zaman ağlamaya başlardı. Fıkıh ve usul ilminde iyi bir konuma sahipti.
 
Evet, kendisi salih bir şiaydı. Bunun için kendisini eleştirmek doğru olmaz ama kaleme aldığı eser gerçeklerle bağdaşmadığı için kabul edilmesi mümkün değildir.
 
“Esrar-üş Şehadet” kitabı şöyle yazılmıştır: Merhum Mirza Hüseyin Nuri şöyle diyor: Ben Kerbela’da olduğum zamanlar, asrın allamesi Şeyh Abdul Hüseyin Tahrani’ye Hille şehri Araplarından bir mersiye okuyan geldi. Merhum Derbendi bu Arabın adının Seyyid Cafer olduğunu demiştir. Bu arabın babası alimlerdendi. Mersiye okuyan babasının bazı kitaplarını Şeyh Abdul Hüseyin Tahrani’ye gösterdi. Kitaplardan birisinin haşiyesinde “Bu kitap Cebel Amil alimlerinden Şeyh Şahabuddin Amili’nin eseridir” yazıyordu. Oysa şeyh Şahabuddin Amulinin eserleri arasında “maktel” konusunu içeren bir eser yoktur. Kitabın içerisinde efsane ve sahih olmayan haberler çok olduğundan dolayı asrın allamesi Şeyh Abdul Hüseyin Tahrani “bunu bir alim asla yazmaz” dedi ve bu kitapta olanların anlatılmamasını emretti. Birkaç gün sonra bu hadiseyi merhum Fazıl Derbendi işitti ve o kitabı Seyyid Cafer’den aldı. O zamanlar da merhum Derbendi “Esrar-üş Şehadet” kitabını yazmakla meşguldü. Kitabına Seyyid Cafer’den almış olduğu kitaptan alıntılar yaptı. Merhum Derbendi Mersiye okuyan Seyyid Cafer’den aldığı kitabın konularının yalan olduğunu söylediği halde “Esrar-üş Şehadet” kitabının yedinci meclisi ki otuz sayfadan ibarettir, tamamını yalan dediği ve asrın allamesi Şeyh Abdul Hüseyin Tahrani anlatılmamasını emrettiği kitaptan almıştır.
 
Not: İmam Hüseyin (aleyhisselam) 300 bin kişi öldürmüş olsa fazileti artmaz, az öldürmüş olsa fazileti azalmaz. Bu efsanelere ne gerek var. Malik Eşter Sıffin’de İmam Ali’den (aleyhisselam) daha fazla öldürmüştü. Zira Malik karşısına çıkanı öldürmüştü ama İmam Ali (aleyhisselam) ise karşısına çıkanın yetmiş sülbüne bakmış ona göre hareket etmişti. Allah bizleri tahkik, dakik, basiret ehli olanlardan ilim almayı takdir buyursun.
 
Selam ve Dua ile…
Mehdi AKSU